İçeriğe atla Alt bilgiye atla

Biyoçeşitlilik

Biyolojik çeşitlilik daha yaygın kullanımı ile “Biyoçeşitlilik”, yaşamın bütünsel bir görünümünü tanımlayan genlerden türlere, türlerden ekosistemlerin geniş ölçeğine kadar tüm yaşam formlarının çeşitliliğidir. 

Biyoçeşitlilik tipik olarak üç ana bileşenle tanımlanır ve ölçülür:

Genetik Çeşitlilik: Bu, tek bir tür içindeki gen çeşitliliğini ifade eder. Genetik çeşitlilik çok önemlidir çünkü değişen ortamlara uyum için hammadde sağlar. Aynı zamanda türleri daha dayanıklı ve uyarlanabilir hale getirebilecek özelliklerin de temelini oluşturur.

Tür Çeşitliliği: Bu bileşen, belirli bir ekosistemdeki veya gezegendeki farklı türlerin çeşitliliğine odaklanır. Yüksek tür çeşitliliği, sağlıklı ekosistemlerin ayırt edici özelliğidir ve genellikle bu ekosistemlerde daha fazla istikrar ve dayanıklılıkla ilişkilendirilir.

Ekosistem Çeşitliliği: Ekosistemler, belirli bir çevredeki farklı türler arasındaki etkileşimlerden oluşur. Ekosistem çeşitliliği, farklı ekosistem türleriyle (örneğin ormanlar, sulak alanlar, mercan resifleri) ve bunların gerçekleştirdikleri ekolojik süreç ve işlevlerin çeşitliliği ile ilgilidir.

Biyoçeşitliliğin temel unsurları olan türlerin ve ekosistemlerin zenginliği bir ülkenin refahı, dengeli ve sürekli kalkınması için vazgeçilmez değeri olan canlı doğal kaynaklar, sonraki nesillere bırakacağımız en önemli yaşamsal hazinedir. Ülke ekonomilerinin temel çarkları olan tıp, eczacılık, tarım, ormancılık, hayvancılık, balıkçılık ve turizm temel hammadde kaynağı olarak biyoçeşitliliğe bağımlıdır. Biyoçeşitlilik, gıda, su, ilaç, istikrarlı bir iklim, ekonomik büyüme gibi pek çok şey için bağımlı olduğumuz yaşam ağını oluşturur. Küresel GSYİH’nın yarısından fazlası doğaya bağlıdır. Bir milyardan fazla insan geçimini ormanlardan sağlamakta, karasal ekosistemler ve okyanus, tüm karbon emisyonlarının yarısından fazlasını emer.

Biyoçeşitlilik birçok nedenden dolayı önemlidir: 

Ekosistem Hizmetleri: Biyoçeşitlilik, bitkilerin tozlaşması, suyun arıtılması ve karbon depolanması gibi insan refahı için gerekli olan hayati ekosistem hizmetlerini sağlar.

Dayanıklılık: Yüksek biyoçeşitlilik, ekosistemleri iklim değişikliği de dahil olmak üzere çevresel değişikliklere ve rahatsızlıklara karşı daha dayanıklı hale getirebilir.

Ekonomik Değer: Biyoçeşitlilik gıda, ilaç ve diğer kaynakların orijinini oluşturur, tarım ve balıkçılık gibi endüstrileri destekler.

Bilimsel Anlayış: Biyoçeşitlilik, taksonomi, sistematik, ekoloji, genetik ve tıp gibi alanlardaki keşiflere yön veren bir bilimsel bilgi ve ilham kaynağıdır.

Estetik ve Kültürel Değer: Birçok insan, dünyadaki yaşam formlarının çeşitliliğinden kültürel ve estetik değer elde eder.

Ancak biyoçeşitlilik, büyük ölçüde insan faaliyetleri nedeniyle önemli tehditlerle karşı karşıyadır. Habitat tahribatı, kirlilik, doğal kaynakların aşırı tüketimi, iklim değişikliği ve istilacı türlerin yayılması biyoçeşitlilik kaybının ana nedenleri arasındadır. Bu biyoçeşitlilik kaybının, ekosistem istikrarının azalması, gıda güvenliği üzerindeki potansiyel etkileri ve gelecekteki potansiyel faydaların kaybı dahil olmak üzere geniş kapsamlı sonuçları olabilir.

Biyoçeşitlilik tehdit altında

• Doğa tehlikeli bir çöküş yaşıyor ve buna biz insanlar sebep oluyoruz. 
• Mevcut yaşam tarzımızı sürdürmek için dünyadaki ekosistemler taleplerimize ayak uyduramıyor (UNEP-United Nations Environment Programme).
• İklim değişikliği, biyoçeşitliliğin azalmasında giderek daha önemli bir rol oynuyor. Her ısınma derecesi ile türlerin yok olma riskini arttırıyor.
• Türlerin neslinin tükenmesi, insan öncesi oranlardan en az bin kat daha fazladır (De Vos et al., 2015).
• Dünyadaki tahmini 8 milyon türün bir milyonu (1.000.000) yok olma tehlikesiyle karşı karşıya (IPBES-Intergovernmental Science-Policy Platform on Biodiversity and Ecosystem Services).
• Dünyanın kara yüzeyinin yüzde 75’i, sulak alanların yüzde 85’i de dahil olmak üzere insan eylemleriyle önemli ölçüde değiştirilmiş durumda (IPBES).
• Okyanus alanının yüzde 66’sı balıkçılık ve kirlilik dahil olmak üzere insan faaliyetlerinden olumsuz etkileniyor (IPBES).
• Dünyadaki deniz balık stoklarının yaklaşık %90’ı tamamen aşırı kullanılmış veya tükenmiş durumda (UNCTAD- United Nations Conference on Trade and Development).
• Küresel gıda sistemi, biyoçeşitlilik kaybının başlıca nedenidir ve tarım tek başına yok olma riskiyle karşı karşıya olan 28.000 türden 24.000’i için belirlenmiş tehdittir (Chatham House ve UNEP).
• Tarımsal genişleme, öngörülen karasal biyoçeşitlilik kaybında %70’lik bir paya sahiptir (CBD-Convention on Biological Diversity).
• Polinatör türlerin risk altında olmasına bağlı olarak, yıllık küresel mahsul üretiminde 577 milyar dolarlık bir kayıp söz konusudur.
• Biyoçeşitlilik kaybını durdurmak için zaman daralıyor.

En yukarı git